Offers and bonuses by SkyBet at BettingY com

  • Anasayfa

İdari ve Teknik Personel Çalıştayı Sonuç Raporu Yayımlandı!

Raporu görmek için tıklayınız.

Sendikamız Eğitim Sen, "Ortak Yaşam İlkelerimiz"de ifade ettiğimiz üzere akademik, idari, teknik personel ve tüm yardımcı hizmetlerde hangi statüde olursa olsun üniversitede çalışanlar ile öğrencilerden oluşan topluluğu üniversite bileşenleri olarak tanımlar. Bu nedenle eğitim ve bilim emekçileri olarak, eğitimin ve bilimsel üretimin üniversitenin tüm çalışanlarının kolektif emeğinin ürünü olduğu bilinciyle, yükseköğretim alanında her zaman "yok sayılan" idari ve teknik personelin sorunlarını ve sorunlara dair oluşturduğumuz çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaşmanın, yükseköğretim hizmetinin nitelikli biçimde örgütlenebilmesi için hayati önemde olduğunu düşünüyoruz.

Bilindiği üzere yükseköğretim emekçileri, esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerine mahkum edilmek istenmektedir. Kamu Personel Rejimi‘ndeki dönüşüme paralel olarak, kadrolu istihdam edilen mevcut idari ve teknik personelin çalışma koşulları, sosyal ve özlük hakları da fiili ve keyfi olarak ellerinden alınmak istenmektedir.

Devamını Oku

Yazdıre-Posta

ÖYP’li araştırma görevlilerinin sorunları katlanarak artıyor!

Bilindiği üzere üniversitelerde araştırma görevlisi istihdamı uzun süredir Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) üzerinden yürütülmektedir. Özellikle yeni üniversitelerin kurulmasıyla hız kazanan ve 50/d olarak bilinen güvencesiz istihdama göre daha güvenceli bir kadro olması nedeniyle de talep gören ÖYP araştırma görevlilerinin sorunları ise her geçen gün katlanarak büyümektedir.
Son olarak, ÖYP`li araştırma görevlilerine lisansüstü eğitimleri süresince eğitim, araştırma, akademik etkinliklere katılım gibi başlıklar için ayrılan bütçenin süratle düşürülmesi, YÖK`ün bilimsel araştırmaları ve faaliyetleri ne kadar ciddiye aldığını gözler önüne sermektedir. Yapılan bu değişikliklerle adeta yolsuzlukların, hırsızlıkların ve kamu kaynaklarındaki israfın faturası ÖYP`li araştırma görevlilerine kesilmek istenmektedir.

Devamını Oku

Yazdıre-Posta

1 mayıs birlik, mücadele ve dayanışma günü kutlu olsun!

 

1 Mayıs, yıllardır tüm dünyada ve Türkiye’de işçi sınıfının ve ezilen halkların eşitlik-özgürlük-kardeşlik ve insanca bir yaşam talepleriyle harekete geçtiği, mücadele kararlılığını alanlara yansıttığı bir gün olarak kutlanıyor. 

Siyasi iktidar, işçiler, kamu emekçileri, emekliler, toplumun ezilen, dışlanan, yok sayılan, ötekileştirilen tüm kesimlerinin giderek artan ve acil çözüm bekleyen sorunlarını geri plana iterken, karşısına çıkan her fırsatta toplumu ayrıştırma ve kutuplaştırma politikasını sürdürüyor. İşçi ve emekçiler yapay ayrımlar üzerinden birbirine karşı kışkırtılıp düzen güçlerinin etkisine girmeleri hedeflenirken, onların kendi sınıf çıkarları etrafında birleşmeleri ve birlikte mücadele etmeleri fiilen engelleniyor.
Siyasi iktidar, son dönemde giderek arttırdığı baskı ve şiddet politikalarını güvence altına almak, kendisini korumak için iç güvenlik yasası çıkardı. Zaten sınırlı olan özgürlükleri kısıtlamayı hedefleyen iç güvenlik yasası ile devlet şiddetine yasal kılıf hazırlamayı, sıkıyönetim uygulamalarını olağan hale getirmeyi hedeflediler. Bir taraftan kamuda esnek çalışma, angarya, taşeronlaştırma uygulamaları ile güvencesiz istihdam uygulamaları artarken, diğer taraftan eğitim, sağlık gibi en temel kamu hizmetleri hızla piyasa ilişkileri içine çekildi.
Kamuda esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma uygulamalarının yaygınlaşması, iş güvencemiz başta olmak üzere, en temel özlük haklarımızın elimizden alınmak istenmesi, zorunlu rotasyon başta olmak üzere çalışma ve yaşam koşullarımızı zorlaştıran uygulamalar karşısında susmamız, geleceğimizi ipotek altına alan yasal düzenlemelere ve fiili uygulamalara daha fazla seyirci kalmamız mümkün değildir.

Devamını Oku

Yazdıre-Posta

Matematik, fizik, kimya ve biyoloji bölümlerinin kapısına kilit vurulması kabul edilemez!

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji Bölümlerinin Kapısına Kilit Vurulması Kabul Edilemez!` başlıklı açıklama metnidir.

Eğitim ve yükseköğretim alanında "ben yaptım oldu" diyerek hareket edilmesinin sonuçları giderek daha ağır biçimde karşımıza çıkıyor. Plansız ve programsız şekilde "her ile bir üniversite" projesi yürütenlerin üniversiteleri getirdiği son nokta fizik, kimya, biyoloji ve matematik gibi temel bilimlerin kapısına kilit vurmak oluyor.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç`ın temel bilimlere başvurunun çok az olduğunu ifade etmesi ve bu bölümlerde boş kontenjan sayısının giderek arttığını ifade etmesinin, öncelikle söz konusu plansız ve programsız politikaların kabulü anlamını taşıdığını belirtmek isteriz. Ancak bilinmelidir ki YÖK Başkanı Saraç`ın "2015 yılı için, 2014`te 11‘den az öğrenci kaydolan devlet üniversitelerindeki programlara öğrenci kontenjanının verilmemesi" yönündeki çözümü, var olan plansızlığın sonuçlarını daha fazla derinleştirecek ve çözümden ziyade içinden çıkılması güç yeni sorunları oluşturacak bir uygulama olacaktır.

Devamını Oku

Yazdıre-Posta

50/d sorununa karşı yürüttüğümüz mücadeleyi geniş kesimlerle ortaklaştırarak yükselteceğiz!

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `50/D Sorununa Karşı Yürüttüğümüz Mücadeleyi Geniş Kesimlerle Ortaklaştırarak Yükselteceğiz!` başlıklı açıklama metnidir.

Bilindiği üzere YÖK 31 Mart 2015 tarihinde, 50/d`li araştırma görevlilerinin sorunları ve çözüm önerileri hakkında bilgi almak için bir toplantı düzenlemiştir. Sendikamız ise 27 Aralık 2014 tarihinde 27 farklı üniversiteden 100`ün üzerinde katılımcı ile gerçekleştirdiğimiz "Asistan Çalıştayı" sonucunda ortaya çıkan görüşlerimizi bu toplantıda YÖK`e iletmiştir.
Ancak YÖK`ün gerçekleştirdiği toplantıdan edindiğimiz izlenim, YÖK`ün tavrının 50/d istihdamının yarattığı yakıcı sorunlardan tamamıyla kurtulmak için 33/a`ya geçişleri sağlamak ve sorunu çözmekten ziyade, araştırma görevlilerinin karşısına yeni performans kriterleri çıkararak yeni mağduriyetler yaratmaya yönelik olduğudur.

Devamını Oku

Yazdıre-Posta